Sevgili Dost
Öyle dağınığım ki kendimi bir araya getirmeye güç yetiremiyorum. Yıllar film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden. Geride kalan zamanı düşündükçe Fırat nehri kadar gözyaşı doluyor içime.
Beni bir nehre dönüştüren bu hüzün hangi kırgınlıktan doğdu, bilmiyorum. Gözlerden uzak savaşlar veriyorum. Bir hamur gibi yoğuruyorum yaşamı yelkovan ile akrep arasında. Kıvamı bir türlü tutturamıyorum. Sular tam duruldu diyorum. Ansızın dalgalar vuruyor sahile. Bir kıvılcım sıçrıyor kalbimden bedenime. Her yanımı sarıyor. Dalgaların ve kıvılcımların arasında yeniden doğuyorum.
Ne hal üzere olursam olayım hep seni buluyorum yanımda. Nereye dönsem aydınlığın kucaklıyor beni. Annesinin gittiği istikametin tersine ısrarla yürüyen bir çocuk gibiyim bazen. Geri dönmemi şefkatle bekliyorsun.
Koşuyorum sana Ey dost! Sana koşmayacaksam niye var oldu bu uzun yollar. Niye var bunca ölü toprağın üstünde ve altında. Neyi anlatıyor sessizliğe bürünmüşlere ev sahipliği yapan toprak, taşıp duran sular, diyardan diyara nefes taşıyan rüzgâr, tarihi resmeden nehirler... Niye varım ey dost sana koşmayacaksam her düşüşümde, her düşme ihtimalimde.
İçimde sağır ve dilsiz rolü oynayarak dünyaya kanmaya çalışan parçama rağmen şikayetçi değilim. Hiç durmadan uğultular çıkarıp kelimeleri kara bir dumanla saran o meşum sese rağmen şikayetçi değilim.
Gamsız bir ömre tercih ederim sana koşturan her sapağı, her dönüşü, her sızlanışımı. Dünyanın lezzetinden doğan kahkahalara tercih ederim tadımdan tuzumdan eksilten ama sana yakınlaştıran her hali.
Yaşamak belki de böyle bir şeydir Dost. En karanlık nokta aydınlığa en yakın olandır. En iyi düşen en güzel kalkandır.
Ağlamak belki insanlığımı muhafaza eden Zülfikar kılıcıdır. Ruhumun gülme şeklidir. İçimdeki o nadide ayna parçasının paklanmasıdır. Hüzün ruhun saadet makamıdır belki. Aşkın güz mevsimi ve kış arasında yaptığı yolculuktur. Hüzün belki de kalbin kıvamını dengede tutan bir ölçektir Dost.
Öğrendiklerim arttıkça bilmediklerim çoğalıyor dost. Nefsimi tanıdıkça yeniden topluyorum dağılan odalarımı, birbirine karışan duygularımı. Seni tanıdıkça azalıyor korkularım. Dağlar ölümlüdür diyorum. Yaslanılmaz. Dosta yaslıyorum kendimi alnımın tam ortasından.
Her bildiğimi bolca unutuyorum. Şefkatinle hatırlat. Huzurunda vermem gereken derslerin farkındayım. Sensiz yapamam. Bırakma alnımı Dost.
Bahar Gök Barman
13.11.2024

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder