23 Temmuz 2025 Çarşamba

Günlüklerim 1

Yeniden doğmaya ihtiyaç duyduğum günlerdeyim.
Var mı, beni doğurmaya gönüllü bir ana?
Yürümek istiyorum cismimle değil, ruhumla.
Ağlamak istiyorum gözlerimle değil, kalbimle.
Susmak istiyorum dilde değil, zihinde.
Gözlerimin yanılgısından sıyrılmak istiyorum tek seferde.
Ateşin su,
kuyunun kapı,
kapının aralıklı olduğunu görmek istiyorum.

Tüm yollar içimde başlayıp içimde bitiyor.
Yine de kayboluyorum.
Hep yeniden başlıyorum.
Olsun, düsturumdur; O’nun uğrunda vazgeçmemek ve vazgeçmek
.
Bahar
12.07.2025
Liverpool/UK

YOL YORGUNLUĞU

Yaşamdan kalan bir yorgunluk hissediyorum saç diplerimde. 
Tüm yarım kalmışlıklarım kalbime göç ediyor. Yıllar, dolambaçlı yolları anımsatıyor bana. Yollar ise geride bıraktıklarımı....
 Yollar, çağlayan bir ırmak gibi akıp gidiyor ayaklarımın altından. Yol hiç bitmiyor, ömür tükeniyor. Zamana karşı gencecik bir kız gibi güzelliğini koruyor.
 Aklar benim şakaklarıma düşüyor. Benim göz çevremde beliriyor çizgiler, zamandan isabet eden oklar gibi.
 Yoldayken kanıyorum yaşama ve insana. Bu yüzden yol, aldanıştır içimde, dünyaya bakan yüzüyle. Hep varılacak bir amaca, bir şehre gebe. Ne duraklar son durak ne varış gerçek. 
Doğumlar oluyor içimde sessizce. Bu yüzden yol, sancıdır; yitirdikçe kat ettiğim, kaybettikçe kazandığım. Vazgeçtikçe ölüp yeniden doğduğum.

Bahar Gökbarman

21 Temmuz 2025 Pazartesi

Dosta Mektup 10

Yağmur yağıyor dedim, hayır ağlıyorsun dediler.
Çöl rüzgârları esiyor, hiçbir şey göremiyorum dedim; hayır, dünyanın tozuna bulandın dediler.
Bu ne güzel inciler dedim, inci değil onlar, istiğfar dediler.
Bu ne harlı ateş, dayanamıyorum dedim; ateş değil, gölgesi dediler.
Kuyu içinde kuyu, medet dedim; kuyu sandığın kapı dediler.
Anahtarsız kapılar ardında kaldım dedim; kapı aralıklı, it dediler.
Geçip karşıya kendimi izledim. Okumayı unuttuğum günlerin içinden geçtiğimi fark ettim. Neyi, niye yaşadığımı bilmediğim, beni huzursuz eden şeyleri görmezden geldikçe çoğalttığım gerçeğiyle yüzleştim.
Normal bir dönemden geçmediğim muhakkak. Kalbimin sıkışmaları uzun sürüyor. Bunalıyorum, usanç bırakmıyor yakamı. Allah’a ağlıyorum. Alıyorum elime kalemi, bir mektup yazıyorum Rabbime:

"Acziyetimin farkındayım Rabbim. İyi değilim, iyi olmaya gücüm yetmiyor. Gurbetin ortasında, yabancı yüzlerin arasında içimle ve dışımla dalgalanıyorum. Bazen suyu çekilmiş çatlak bir toprak gibi hissediyorum kendimi, bazen içinden yanan bir ağaç gibi... Bazen sıcak yaz günlerinde esen serin bir rüzgârım, kimi zaman kabirde yaşayan bir canlı.
Benim çarem sensin Rabbim. Ben kendime çare bulamıyorum. Anlatsam anlayanım yok, ağlasam gözyaşımı silenim...
Acziyetimin farkındayım. Bildirdiğin kadar biliyorum nefsimdeki marazları... Şifa veren sensin; kime gidilir ki başka?
Sihirli değneğimle geldim sana Rabbim, dualarımla...
Ucu harflerden, ortası kelimelerden, sonu göğe süzülen dualardan oluşan...
Kullarına en güzel hediyendir o değnek; karanlığa ışık, çıkmazlara merdiven, boşluklara dayanak olan. Öyle bir sihirli değnek ki, kelimelerden bulutları olan, gözyaşı yağmurları yağdıran...
Avuçlarıma çarpan sıkıntılarım sana âşikâr.
Kimsenin duymasını istemediklerimi dilsiz, kelimesiz, harfsiz anlatırım sana, bilirsin. Dudaklarım kıpırdamaz fakat gözlerim taşan nehirlere döner. En çok da o zaman dolup taşar sevgin gönlümde.
Verdiklerine şükürler olsun Allah’ım. Vermeyerek koruyup gözettiğin için de şükürler olsun.
Sen yalnız bırakmazsın. Yollar dar, dolambaçlı, çukurlu ve yılankavi. Ama yoldaşım sensin.
Zihnim bulanık, kalbim karışık, gözlerim nemli. Ama dağınıkları toplayan sensin.
Bir öyle bir böyleyim. Senden uzak düşüren her öyleliğim, böyleliğim susuzluktur bana. Ummanım sensin. Bir damlayım. Beni senden uzaklığın ateşinde kurutma."

Kalemi öpüp masama bırakıyorum. Omuzlarımdaki ağırlık uçup gidiyor. Onun uğruna kullandığım her kelime göğe ağdıkça bir yıldıza dönüşüyor. Nefesim umutla doluyor.
Haykırmak istiyorum dağa, taşa, yıldızlara, bulutlara, şimşeğe, yağmura:
Ey dünya,
Ey dağlar,
Ey taşlar,
Ey yalnızlık,
Ey ayrılık,
Ey gölge;
Benim bir Rabbim var.
Benim Rabbim Bir.
Hangi fırtına kırabilir dallarımı!
Allah var,
Allah var,
Allah’ım var.

Bahar Gökbarman
20.07.2025

1 Temmuz 2025 Salı

Ruh Manifestosu


Yazıyorum!
Öyleyse yaşamaya değer.
Karanlık köşelerime ağ örmüş her menfi düşünceyi temizliyorum ıtırlı kelimelerle.
Bir filtre ile geziyorum zihnimin içinde.
Pelteleşmiş arzuların, ışıksız kalp çarpıntılarının ve aykırılıkların geçmeye delik bulamadığı altın bir filtre...

Ben yazarken savaşlar oluyor içimde, harfler cehaletimi yeniyor.
Firavun sular altında kalıyor. Nuh'un gemisi yükseliyor. Yeni sayfalar açılıyor peşin sıra.
Kalem gözlerimin önünde parlıyor.

Yazıyorum!
Öyleyse yıldızlardan oluşan bir tespihin tanesiyim ben!
Gecenin karanlığında yanıp yanıp söner bana giydirilen.
Ne kalem benim, ne de yıldız!
Memnunum emaneti kalbimin ellerinde taşımaktan.

Yazıyorum!
Öyleyse aşk bana kalemden damlar!
Bu yüzden ağaçları öpmek delilik değildir. Kalemin evidir onlar.
O kalem ki şahittir tarihe, toprağa, havaya, suya ve aşka...
O kalem ki ilk yaratılan... kıyamete kadar yazan... aşkın yanı başında.

Sizin olsun atlaslar, ipekler, kaşmirler!
Kalemi giydirin bana. O bensiz yapabilir, ben onsuz içi boş bir ceviz gibi kalırım ortada...

Sizin olsun güç, tarih, savaş ve toprak...
Bana "Elest bezmi"ni hatırlatan kalemin yolunu açın.
O yolda aydınlık adımlar bırakan ruhların izini süreyim.
Yeniden doğursun beni bir ana.

Ey Kalemin, aşkın, kelimelerin ve harflerin Rabbi!
Muradın muradım olsun.
Ey dört kitabın Rabbi!
Muradın muradım olsun.
Ey acizlerin, mazlumların, gözü yaşlıların Rabbi!
Muradın muradım olsun.
Ey damlanın, ummanın Rabbi!
Beni bana bırakma!

Bahar Gökbarman
24.06.2025

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...