29 Kasım 2025 Cumartesi

DOSTA MEKTUP 12


Bir gün Efendimiz’in adımladığı sokaklarda yürüyeceğim. Kâbe’yi izleyip hasretle karışık kavuşmaların gözyaşını dökeceğim. Beni de çağıracaksın biliyorum.
O gün yollara düşüp sana geldiğimde kereminle üzerime lütuflar yağdır. Gül kokularını duyur bana. Dostlarının meclisinde ağırla beni. Yaralarımı dost dualarıyla sar sarmala.
Çatlamayan tohumlarımı çatlat; çatlayan tohumlarımı filizlendir; filizlerimi serpilip boy veren nimetlere dönüştür.
Ruhundan üflediğin bu kulundan muradın ne ise benim muradım da o olsun.

Nefsimde büyüyen boşluklara düşmeme izin verme.
Eksik bıraktığım her işi kereminle, lütfunla tamamla.
Vermediklerin de hayrıma; verdiklerin de hayrıma…
Beni sebepler tarlasındaki çokluğun arasında yorulmaktan kurtar.

İyilikler senden; hoşuma gitmeyen, beni zorlayan şeyler nefsimdendir.
Beni nefsime bırakma.
Benim senden başka sığınacağım kimsem yoktur.

Kimsesizliğime rağmen daldığım günahlardan, büyüklüğü sonsuz mağfiretine sığınıyorum.

Gurbet, herkese uzaklığımın sana yakınlığımın tarifidir. Öksüzlüğüm ve yetimliğim, dünya ile aramdaki iki kuvvetli ipin kopuşu gibidir. Kopuklardan sızan acılarla sana yöneldim. Yaşamayı bana kalben, nefsen, bedenen, aklen ve ruhen kolaylaştır.
Zorlarımı kolay eyle. Yaşama sevincimi koru. Hak isminle sahip çık yetimine ve yetimine verdiğin iki emanete.
Gösterdiğini gördüm Rabbim. Gördüm; ben kimsesizim. Kimsesizliğimin, garipliğimin ve yalnızlığımın Rabbi sensin.
Gördüm; ben çaresizim, âcizim. Âcizliğimin, ahlarımın, çaresizliğimin Rabbi sensin.
Ey gurbete düşmüş yalnız yetimlerin Rabbi!
Senden iki dünyam için de yardım diliyorum. Medet, medet, medet.

Ey kalemi ve kelimeleri aşkının mürekkebine batırmayı seven ellerin Rabbi!
Kalbimin aka aka taşan nehirlerini cümlelere dönüştür.
Şifa bulduğum yerden şifa olmayı bana da nasip eyle.
El senin, akıl senin, ruh senin, kalem senin, kelime senin…
Ey kelâmın Rabbi, muradını muradım eyle. Yollarımı aç, işimi kolaylaştır.
Bana mağfiret eyle. Beni kapından ayırma. Seninle konuşmanın, dertleşmenin lezzetini daim eyle.

Ey kullarına nasıl koşulsuz sevdiğini göstermek için aşkı tattıran Rabbim!
Her kusuruma rağmen yine de beni sevişine hayran kaldım. Günahlarıma rağmen şefkatle bakışına hayran kaldım. Bir damla da olsa, bir zerre de olsa tattığım aşk hissini benden alma. Hayretimi artır Rabbim.
Rüyalarımla teselli et beni.
Kalbimden seslenişlerinin önüne sislerin düşmesine şefkatinle izin verme. Beni sağır eyleme Rabbim; senin rahmetinle duyar kalbimin kulakları.
Aynalarımı parlatmam için bana yardım et. Tuz buz olmuş kalp kapılarımı onar.
Seslen bana ey Rabbim, senin sesin güzeldir.
29.11.2025
Bahar Gökbarman

27 Kasım 2025 Perşembe

BEŞİĞE SIĞASIM YENİDEN DOĞASIM VAR


Konuşmanın takatsiz ve tesirsiz kaldığı anlarda, insan delirmesin diye yetişen nimettir gözyaşı. Tüm duygularım buhara dönüşene kadar ağlayasım var. Yalnızlığın grisinden geçip moruna boyanasım var. Sağa sola savurduğum kelimeleri ağlayarak toplayasım var.

Şöyle bir uzaklara gidesim var ruhumla; rüyalarımın hakkını veresim var. Tam nefsim şahlanacakken, en içerden ve en dışardan susasım var.

Ağlarken gülesim, gülerken ağlayasım var. Birkaç merdiven çıkıp manzarası güzel bir yerde oturasım; gece vakti görünmez ve duyulmaz olup, ağlaya ağlaya sokakları adımlayasım var.

Bir kitabın son sayfasında kıvrılasım, bir kalemin mürekkebine karışasım var. Akan sularda saçlarımı yunasım; içimde ansızın beliriveren çıngılara çişenti olasım var. Bir güvercin bedenine sıkışıp fecr kızıllığına doğru uçasım, yinelenip duran yirik duyguları o kızıllıkla yakasım var.
Gözyaşı denizimdeki adalara birkaç ağaç dikesim var.

İncittiğim harflerin önünde eğilip tek tek özür dileyesim, iddialı sözlerimi el dokuma tezgâhlarında ilme ilme işleyip halı motifine dönüştüresim var.
Bir köknar ağacı bulup “Nasıl da güzelsin; dört mevsim yeşil kalmanın sırrı nedir?” diye sorasım var. Issız yaylalara gizlenen guguk kuşundan evini birkaç günlüğüne kiralayasım var.

Sırtımda ne çok yara izi var; hepsi de “en” dediğim sevdiklerimden yadigâr. Tüm izlerin üzerini seccademle örtesim var.
“Ağlarım, anlatamam.” demiş şair; hem anlatıp hem ağlayasım var. Kelimelerin arasında dinlenip cümlelerden yastık doldurasım var.

Kusur görmeye meyleden nefsimin başını eğdirip aç bırakasım var.
“Üzme kendini.” dedi bir dost. Üzülmemek için aydınlığı doğuran şu tüneli emekleye emekleye aşasım var.

Sevilme arzuma abdest aldırıp huzurda kurban edesim var.
Çift başlı yılan gibi baş gösteren bunalımlı öfkeleri su döküp söndüresim var.
Çaresizliğime sarılıp, her mevsim açan o sarı çiçek olasım var.

Aczimi giyesim, hiç çıkarmayasım var.

Saksımdaki allı morlu telgraf çiçeği gibi boynumu huzurda bükesim, güneşin renkleriyle süslenesim var. Ağlarken uyuyakalasım, uyanınca gülümseyesim var.
Sağ elimi, annemin elleriymiş gibi saçımın aklarında gezdirip okşayasım; neye kırıldığını bile tarif edemediğim kalbimi avuçlarıma alıp “Yok mu arttıran?” diye haykırasım var. İncecik camdan kapılarım var; yok mu tuz buz etmek isteyen!

Yaşam gibi görünen savaşların içinde, ellerimi bırakmayan dost; tuz buz olan kalbi onarır! Sen görevini yap. Senin olmazlığındır göğsümü yumuşatıp gözlerime ıslak anlamlar katan. “Selamet dilerim sana da.” diyesim var.

Bahar Gökbarman
27.11.2025

23 Kasım 2025 Pazar

yükselen sularda doğum(şiir)


musa değildim ama sularda açtım gözümü
istenmemek için çok küçüktüm
tanrı aşk damlatarak yanaklarıma
annemin hüznünü aldı
babam tez toparladı kendini
mahzun bir olay gibi iliştirdi beni hikayesine

adımlarım genişledi adına büyümek dediler
ölümün eşiğinde doğurdum kendimi
yağmur altında bıraktım çocukluğumu
değişmesin diye mevsimi
toprağı öperek bir ağacın gövdesinden
suyun görünürlüğüne sığındım

kelimeler sisler ardında kaldı
kuyunun dibinde işledi zaman
ıslak nemli ve ağır
dilsizliğimin kanıtıydı ağzımdan dökülen cümleler
kalbim kelimesiz kelimelerim kansız kaldı

aşkın eşiğinde topladım aczimi
karanlığın aydınlık için var olduğuna inandım
her yöne akan bir nehrin ortasında
kaybettim tüm sesleri zıtlıkların arasında
uzakların nesli tükendi
yakınlar söylendiği kadar yakın değildi

ateşi su kadar serin gördüğüm yanılgılarda
toprağın göğsünde bir tohum gibi bekledim
ızdırap içimde fırtınalar doğururken
kimsenin gömmesine gerek kalmadan öldüm

aşkın eşiğinde sevdim ölümü
yıkıldı sandım yeniden yapıldı mendirek
çatladı tohum
ve ben ellerimden yeşererek
güneşe bakıp filizlendim

Bahar Gökbarman

23.11.2025

16 Kasım 2025 Pazar

DOSTA MEKTUP 11


  Hangi noktada durmalıyım, kırıklarımı toplamaya hangi köşeden başlamalıyım, üşümüş ellerimi nerede ısıtmalıyım, teskin etmek için kalbime hangi bahaneleri sunmalıyım bilmiyorum. Yüzlerce tanıdığın arasında yeniden yapayalnız kaldım; bu aidiyetsizliği tanıyorum ve bu evsizliğin anlamını okuyabiliyorum. Anlatmalarımın çokluğu kadar anlaşılmayışlarım var, bu yüzden vazgeçtim; kimse bilmese de olur.
  Ne çok bilmiyorum Rabbim; bağışla, öğrettiklerini de unutuyorum. Sana koşarak gelişlerim koruyor beni alevler arasında kalmış bir çocuk olmaktan. Bu yüzden penceremde görünen manzara hoşuma gitse de gitmese de, beni Sana koşturan her acı ve sevinç nimettir, hissedebiliyorum. Senden başka evim yok; kırgınlıklarla dolu her yanımı sevginle sar, sarmala. Kuruyan nehirlerim yeniden çağlasın, toprağa yağan göğüme beyaz bulutlar serpiştir, Seni zikreden yağmurlar damlasın ülkeme.
  Bir yanımda sevgisiz ve aşktan nasipsiz bir sûrete bürünüyor dünya… Öte yanımda aşk yağmuruna tutulmuş nasiplilerin dünyası… Kaldım sanki arafta. Gözlerimde yaş ile kaldım. Gönlümdeki kıvılcımla kaldım. Yaşadıklarımla, yaşayamadıklarımla kaldım. Beni burada bırakma. Ürkek bir güvercin gibi kapındayım. Yol bilmez iz bilmezim. Ses ver bana Rabbim. Senin sesin güzeldir.

Bahar Gökbarman
Ekim 2025

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...