istenmemek için çok küçüktüm
tanrı aşk damlatarak yanaklarıma
annemin hüznünü aldı
babam tez toparladı kendini
mahzun bir olay gibi iliştirdi beni hikayesine
adımlarım genişledi adına büyümek dediler
ölümün eşiğinde doğurdum kendimi
yağmur altında bıraktım çocukluğumu
değişmesin diye mevsimi
toprağı öperek bir ağacın gövdesinden
suyun görünürlüğüne sığındım
kelimeler sisler ardında kaldı
kuyunun dibinde işledi zaman
ıslak nemli ve ağır
dilsizliğimin kanıtıydı ağzımdan dökülen cümleler
kalbim kelimesiz kelimelerim kansız kaldı
aşkın eşiğinde topladım aczimi
karanlığın aydınlık için var olduğuna inandım
her yöne akan bir nehrin ortasında
kaybettim tüm sesleri zıtlıkların arasında
uzakların nesli tükendi
yakınlar söylendiği kadar yakın değildi
ateşi su kadar serin gördüğüm yanılgılarda
toprağın göğsünde bir tohum gibi bekledim
ızdırap içimde fırtınalar doğururken
kimsenin gömmesine gerek kalmadan öldüm
aşkın eşiğinde sevdim ölümü
yıkıldı sandım yeniden yapıldı mendirek
çatladı tohum
ve ben ellerimden yeşererek
güneşe bakıp filizlendim
Bahar Gökbarman
23.11.2025
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder