10 Ağustos 2024 Cumartesi

KİTAP OKUMAK ÜZERİNE NOTLAR (DENEME)




Kitap okumak bir keşfe çıkmaktır. Cümleler arasında şifalanmaktır. Bazen yaralarına denk gelmektir. Başka ruh ülkelerinde yolculuğa çıkmaktır. 

Kitaplar, zaman kavramlarının iç içe geçtiği mekanlardır. Zaman üstü bir muhabbetin kapısını aralarlar bize.  Seneler evvel dünyadan göç eden bir yazarla kitapları vesilesiyle bir bağ kurarız. Yüzyıl öncesi bir olayı kitapların arasında yolculuk yaparak yaşarız.  John Steinbeck’in Gazap üzümleri romanını okuduğumda, buhran döneminde yaşanan acıları, zorbalığı, sefaleti ve bunalımları kalbimin derinlerinde yaşamıştım. Yirminci yüzyıl ile yirmi birinci yüzyıl arasında bir yerde o acılara şahitlik etmiştim. 

 Okumak aşırı düşünmenin insan zihninde meydana getirdiği sıkışıklığın önünü açar. Bazen istemeden de olsa bizi üzen bir olaya veya yaşamımızda yolunda gitmeyen bir şeylere, düşünce dünyamızda gereğinden fazla mesai harcarız. Okumak, bizi takılı kaldığımız o düşüncenin odağından alarak başka yolculuklara çıkarır. Nefes alma molası verdirir. Bazen yepyeni bir bakış açısı yakalarız okurken. Hiç bakmadığımız pencerelerden bakarız kendimize.  

İnsan içerden yolculuk yapmayı sevdiği için okur. Mesela bir romanı birçok insan okur. Fakat her insanın zihninde, roman karakterlerinin sureti, başkadır. Herkes aynı romanı okusa da hayal dünyamızda şekillenen karakter yüzleri bize aittir.  Bu tecrübe edilmeye değer bir histir.  

Okumak bir cevap arayanların eylemidir.  Bir cevap bulmanın tek yolu okumaktır demiyorum. Fakat okumak cevapların kapısına götürecek bir yol haritasıdır. Aynı zaman yeni soruların ortaya çıkış noktasıdır.  

Okurken merhalelerden geçer insan. Kaliteli bir okumaya ulaşana kadar faydalı faydasız birçok kitap okur.  Bir şifa vesilesi olan okuma eylemi, eğer uyanık bir okur değilsek zehirleyebilir.  Nasıl mı?  Yanlış kitaplar okuyarak, süzgeç siz bir okur olarak.  

Okur seçici olmalıdır. Okurken her düşünceyi, her cevabı benimsemek zorunda değildir. Süzgecinden geçemeyen düşünceleri kendi dünyasına karıştırmadan çöpe atmasını bilmelidir. Buna sağlam okur duruşu diyorum: Uyanık, bilinçli, seçici, süzgeçli, dalgıç ve sorgulayan. 

Kitap satın almak istediğinizde çok satanlar diye bir köşe vardır. Her okur o köşeye mutlaka uğrar. Bu köşede çok satılmayı hak eden kitaplar olabilir. Fakat biz, okuma listemizi sadece bu listeye göre belirliyorsak, bu bizim araştırmacı ve dalgıç bir okur olmadığımızın göstergesidir.  

Okumalarıma hız verdiğim yıllarda, çok satan köşesinden epey kitap satın alıp okudum. Bazı kitapları okurken şaşırdım kaldım. Neden çok satıyor olabilir? Benim kaçırdığım bir detay mı var?  Aradan yıllar geçti. Çok satanlar listesinin aşağı yukarı aynı kitaplardan ve yazarlardan oluştuğunu fark ettim.  Tamamen benim fikrim olmasıyla beraber anladım ki ülke olarak çoğunluğumuz, okumalarımızı o listeye göre belirliyoruz. Durum böyle olunca, liste bir türlü güncellenemiyor. Hep aynı kitaplar öne çıkıyor. Bir dalgıç misali yeni yazarlar, şairler keşfetmek için derinlere dalan çok az okur var. Hiç tanımadığımız, adını duymadığımız bir yazarın romanını satın alıp riske gireceğimize öne çıkan bir romanı okumayı tercih ediyoruz.  

 

Edebiyat dünyasında yüzlerce adacık vardır. Her okur kendi düşünce dünyasına ve meşrebine uyan adacıklara meyledecektir. Bu doğaldır. Fakat bir okur olarak, yalnızca bir adacıktan beslenmek, düşünce dünyanızı bir odaya hapsetmek olur. İyi okur her adadan, kıyıdan beslenmesini bilendir. Okuduğu her eseri süzgecinden geçirerek kendisine gerekli olanı besini alandır.  

Okumak insanın içinde bir musluk açmasıdır. Okudukça sulanır insan. Kurumuş kuyularını doldurur. Çatlamış toprağını sular. İnsan okuyarak kendine bir iyilik yapar. 

Okumak yürümektir, yol almaktır.  Bazen bir denize dalmaktır. Her dalışta her kulaçta yeni bir tecrübe edinmektir. Bence, okumak; bir hayatı iki kez yaşamaktır.  

Bahar Gök Barman 

10.08.2024 

5 Ağustos 2024 Pazartesi

çöl gülü (farz etki)









şiiri sende değil belki 

seni şiirde yaşadım

dokunaklı bir türkü gibiydin dilimin ucunda 

utangaç bir gelinin duvağı gibi örtüyordu kalbimi gözlerin 

bir çocuğu büyütür gibi boşluk büyüttüm aramızda 

rüya olsaydın  

uyanmaktan başka çarem olmazdı sana

 

mevsimden mevsime yürüttü çehren 

mevsimden mevsime sensiz geçtim 

ağladım gülerken  

ülkeler aştım 

şehirleri arşınladım 

haberin yoktu dost oldum sana

mümkünsüz bir hayali kırdım bakışlarında

iki kuş olduk

iki aşiyan

 

haberin yoktu düşman oldum sana

farzet ki yolunu kaybeden bir yolcuydum

kapını çalmadım

Bir karaca vurulmadı kirpik uçlarında

haberin yoktu

göğü seyrederken adını andım

saadetine dua etmekten başka düşmanlığım olmadı sana

 

ruhum çöllerinde susuz gezdi 

aşamadım çöllerini 

kalbim, çöl güneşinde yüzü kavrulan bir bedevi 

görmezden geldin 

görme diye kanat seslerini duyduğumda gizlendim 

matruşkalar içinde önsezisi yırtılan  

düşlemsiz bir kadınım şimdi 

nefes alırken ölünebileceğini senden öğrendim 

 

Kaç kez yalpaladım rüzgarında 

kaç kez çark ettim senden  

aşiyanı fırtınada savrulmuş kuşlar gibiyim 

Evimi kaybettim  

 

uyansam ve bu deli sarmaşıktan kurtulsam


bahar gök barman

































çöl gülü (var olan yokluk)














gönül şehrimi arşınlayan gezgin sen değil misin 

sen değil misin yağmurlarımın altında ıslanan 

ıssızlaşmış sokaklarımdaki kıvılcımı başlatan 

denizinde savrulurken gözlerini kaçıran 

sen değil misin hasretin surları arasında 

günlerime seneler giydirip ağlatan 

ellerimdeki yalnızlık en değil misin 

 

ne kadar tanıdıksın  

ne kadar yabancısın 

ne kadar yoksun 

Yokluğun da sen değil misin 

 

benim değil mi basıp geçtiğin yollar 

yaşadığın zaman  

benim değil mi bahçende bir nergise dönüşememek 

ülkenin kapısından girememek 

benim değil mi tüm mümkünsüz sevgilerin takvimi 

çöller, vahalar, mecnunlar, yenilgiler 

 

Boşluklarımda gezinip bir yıldız gibi kayan sen değil misin 

Kurumuş toprağıma düşen yağmur sen değil misin 

Kapalı kapıların ardında duvarlar kışı tutarken bağrında 

Beni gözlerinle öldüren sen değil misin 

 

Arasındayım Musa ile Firavun’un 

Arasındayım Züleyha ile Yusuf’un 

Arasında kaldım gerçeğin ve düşlerin   

çok yakındım sana 

çok uzaktım sana 

büyük yenildim çöl gülü!  

 

bahar gök barman

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...