Babamın elleri olgunlaşmış bir pamuk kozalağı gibiydi. Babam elleri için yaratılmıştı. Elleri ile budardı gül ağaçlarını. Elleri ile sulardı çimleri. Elleri ile okşardı çocukların saçlarını ve gülüşünü. Çocuklar babam için mühim meselelerin küçük insanlarıydı. O yüzden öperdi kalbimizden elleriyle.
Annemin elleri ne ekse göverecek, neye dokunca aydınlatacak kadar şefkatliydi. Annemin gözbebeklerinde ceylanlar berrak sulara eğilip güven içinde su içerdi.
Annem bir iyilik yaptığında babamın ellerini kullanırdı. Kimse görmezdi annemin ellerini. Babamın ellerinin gölgesinde annemin billur kalbi vardı. Annem, babamın gösterişsiz ilhamıydı.
Annemin ağzında pembe güller açardı. Benim gözlerimde annem hep yazdı, bahardı. Annemin gözlerinden anlardım mevsiminin değiştiğini. Kış gelince, yanakları gözyaşının tuzundan kızarırdı. Buğulanırdı bakışları. Annem kış olunca güneşi azalırdı. Gökyüzünde göremezdim bir türlü eleğimsağmayı. Çocukluğum ıssızlaşırdı.
Babam insanları ve kedileri ağırlardı uzun sofralarda. İnsanlar ağzına lokmayı götürdükçe, babamın yüzünde, annemin gözleri yanıp sönerdi bir şefkat ışığı gibi.
Arefe günleri babamın elleri ellerimi tutar beni bayramlık almaya götürürdü. ilçenin esnaf abisi mağazada bir sandalye getirirdi babama. Babam oturur alışveriş yapmamı izlerdi. Bir keresinde deniz mavisi bir bluz ve paçaları pembe çiçek işlemeli bir kot pantolon almıştım. Bir elimde bayramlık elbiselerim diğer elimde babamın elleri. O akşam yanı başımda mavi bluzum ve çiçekli pantolonum ile sabaha annemin sesinin doğmasını bekledim.
Bayram sabahları annemin seher vaktiyle yıkanmış sesiydi. Yayılırdı odaya sesinin rahiyası. Uykunun en tatlı halkasıyla, bayramlık kıyafetlerimin heyecanı beraber yükselirdi içimde renkli balonlar gibi. Kız kardeşlerimle uyanır uykulu gözlerle bayramı selamlardık. Babam bayram namazından dönünce gül dalları gibi onu karşılardık. Annemin şavkı vururdu alınlarımıza. Babamın ellerini de aydınlatırdı.
Her bayram sabahı dudaklarım babamın yumuşak ellerine gömülürdü. Annemin incitmeden öpen dudakları yanaklarıma beyaz güller bırakırdı.
Babam ve Annem Allah’a hayran kalmam için çocukluğuma tüneyen iki güvercindi. İlk
öğretmenlerim, tuttuğum ilk iki çift güvenli eldi.
Bir gece vedanın kesik ve sızılı renkleri kalbime indi. Annemin ıslak ve kınalı saçlarına son kez dokundum. Annem ölürken bir gelin gibiydi.
Babam dört bahar daha gül budadı, gül dikti. Dört bahar daha hayran olduğu mevsimi izledi.
Gül kadının toprağına gül ekti. Beyaz gülünü toprakken sevdi.
Bir sabah vedanın kesik savruk ve gurbetten renkleri kalbime indi. Son defası, son kez görmesi, son kez dokunması yok. Babam ölürken mersey nehrine ağladım. Yanık üşümesine tutulmuş kalbimle her sabah yeniden uyandım.
Bahar Gök Barman


