31 Ağustos 2025 Pazar

TÜNELİN UCUNDAKİ CÜMLELER

Karanlık nereye gitti?
Göğüs kafesimdeki o uğursuz basıncı da hissetmiyorum.
Zihnimde hiç susmayan ağızsız kulaksız kadınlar neredeler?
Bedenimi dinlenmiş hissediyorum, ne ara dinlendim hatırlamıyorum.
Tünele bir anda girmiştim. Bir anda çıkmış olmalıyım...

Ey eli dualı insanlar, verin elinizi öpeyim. Kim bilir hanginizin hatrına dindi gözlerden ırak iç fırtınalarım.
Neredeyse düştüğüm kupkuru kuyuda boğulacaktım.
Yazın ortasında soğuktan donacaktım.
Neredeyse iyilik adına yürüdüğüm yolda kaybolacaktım.
Ah o görünmez yollar... Hangi çölde, hangi okyanusta kaybolmak, o görünmez yollarda kendini yitirmek kadar çetin...

Düşünceler girdabından çıkmak için zahiri yollara düştüm. Tebdili mekân ferahlatır dediler. Attılar kalabalığın orta yerine. Rutinlerden, düşüncelerden, sorumluluklardan soyundum. Bedenen yoruldum, zihnen korundum.
Geceleri uyudum sandım. Körlüğüme derman sürülmüş meğer. Rüyalar beni terk etti sandım. Kalbim iyileşiyormuş meğer... Var mı ondan başka şifa veren? Seni ondan iyi anlayacak kimi bulabilirsin yerin altında ve üstünde?
Bilmezdim, okyanuslar, mevsimler, dertler, dermanlar, çöller, ormanlar hep içimdeymiş.

İnandım içimde büyük bir ülke var... Belki bir gezegen ya da gezegenler...
İnandım baharda açan sarı çiçeğim ben, sonbaharda kuruyup toprağa karışan bir yaprağım... Bir damla suyum ben, ateşim, havayım, denizim, maviyim ben...
Beni hayrete düşüren Bir imiş. Hangi güzellik bir akarsu gibi içimden aksa, hep Bir’imiş...

Parmak uçlarıma uçurum rüzgârları değdi sanırdım. Ellerimi boşluklar okşuyor, göğsüm basınç altında kuruyor... değilmiş, değilmiş!!!
Duyun ey insanlar, karanlık karanlık değilmiş. Tünel çıkmaz değilmiş. Ellerimi bir tutan varmış. Uçurum benden çok uzaktaymış...

Karmaşık bir rüya gibi geçen yıllarda sığındığım hep tutmuş beni. Korumuş beni benden. Duygular deryasında çırpınırken bembeyaz bir gemiye bindirmişler beni. Selam ve selamet giydirilmiş üzerime. Boğulmaktan kurtulmuşum.
Harfler bulanıklaşmamış. Kelimeler tertemiz beni bekliyormuş meğer. Ben olanları aynadan okumaya ısrar ettikçe harfsiz kalmışım. Dilsiz kalmışım... Gölgelere anlamlar yükleyip oyalanmışım. Renklere dalıp ıṣıktan habersiz yaṣamıṣım..

Yok, yok! Anam olsa dayanamazdı bana. Tüm dünya dönerdi sırtını idraksizliğime, duygusallığıma, körlüğüme, şükransızlığıma...

Duyun ey gönüller, Allah beni hiç bırakmadı!!!

25 Ağustos 2025 Pazartesi

ÇÖL GÜLÜ (RÜYA)


Bir şarkı mırıldanıyordun dilsizler sokağında.

Çöl rüzgârları esiyordu sesinde.
Züleyha ağıt yakıyordu,
Yusuf Allah’ındı.

Izdırap sinmişti gömleğine,
kalbime saplanıyordu sesindeki hasret.
Sesin, adın kadar güzeldi.

Rüyaydı;
gerçekten farkı sesinin varlığıydı.

Kapım aralıktı,
umut sızsın diye değil,
rüzgâr essin diye nefesime.
Ağlıyordum sessizce,
gözyaşlarım içimdeki yangından damlıyordu.

Rüyaydı;
gerçekten farkı kapımdaki aralıktı.

13.08.2025
Bahar Gökbarman

Günlüklerim 2


Yine geldim babacığım.
Sensizliğin memleketine ikinci gelişim… Yokluğun hâlâ ağır geliyor, alışamadım. İlk gençliğimde hiç sevemediğim bu küçük ilçenin her yanı seni hatırlatıyor. Ondaki seni seviyorum.

Yine geldim anneciğim.
Okul dönüşlerinde kapıdan karşılardın beni. Asansörün kapısını sen açardın, çiçek gibi kokun dolardı içime. Şimdi beyaz yaşmaklı, çiçekli fistanlı yaşlı kadınlara sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden. Tutuyorum kendimi, içime ağlıyorum. Rüyalarıma da gelmiyorsunuz, teselli bulamıyorum.

Bugün kabrinizi ziyarete geldim. Çocukları da getirdim. Ali’mi görmek yaşarken ikinize de nasip olmadı. Ali’mi görün istedim.

26.07.2025
Bahar Gökbarman

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...