Yağmur yağıyor dedim, hayır ağlıyorsun dediler.
Çöl rüzgârları esiyor, hiçbir şey göremiyorum dedim; hayır, dünyanın tozuna bulandın dediler.
Bu ne güzel inciler dedim, inci değil onlar, istiğfar dediler.
Bu ne harlı ateş, dayanamıyorum dedim; ateş değil, gölgesi dediler.
Kuyu içinde kuyu, medet dedim; kuyu sandığın kapı dediler.
Anahtarsız kapılar ardında kaldım dedim; kapı aralıklı, it dediler.
Geçip karşıya kendimi izledim. Okumayı unuttuğum günlerin içinden geçtiğimi fark ettim. Neyi, niye yaşadığımı bilmediğim, beni huzursuz eden şeyleri görmezden geldikçe çoğalttığım gerçeğiyle yüzleştim.
Normal bir dönemden geçmediğim muhakkak. Kalbimin sıkışmaları uzun sürüyor. Bunalıyorum, usanç bırakmıyor yakamı. Allah’a ağlıyorum. Alıyorum elime kalemi, bir mektup yazıyorum Rabbime:
"Acziyetimin farkındayım Rabbim. İyi değilim, iyi olmaya gücüm yetmiyor. Gurbetin ortasında, yabancı yüzlerin arasında içimle ve dışımla dalgalanıyorum. Bazen suyu çekilmiş çatlak bir toprak gibi hissediyorum kendimi, bazen içinden yanan bir ağaç gibi... Bazen sıcak yaz günlerinde esen serin bir rüzgârım, kimi zaman kabirde yaşayan bir canlı.
Benim çarem sensin Rabbim. Ben kendime çare bulamıyorum. Anlatsam anlayanım yok, ağlasam gözyaşımı silenim...
Acziyetimin farkındayım. Bildirdiğin kadar biliyorum nefsimdeki marazları... Şifa veren sensin; kime gidilir ki başka?
Sihirli değneğimle geldim sana Rabbim, dualarımla...
Ucu harflerden, ortası kelimelerden, sonu göğe süzülen dualardan oluşan...
Kullarına en güzel hediyendir o değnek; karanlığa ışık, çıkmazlara merdiven, boşluklara dayanak olan. Öyle bir sihirli değnek ki, kelimelerden bulutları olan, gözyaşı yağmurları yağdıran...
Avuçlarıma çarpan sıkıntılarım sana âşikâr.
Kimsenin duymasını istemediklerimi dilsiz, kelimesiz, harfsiz anlatırım sana, bilirsin. Dudaklarım kıpırdamaz fakat gözlerim taşan nehirlere döner. En çok da o zaman dolup taşar sevgin gönlümde.
Verdiklerine şükürler olsun Allah’ım. Vermeyerek koruyup gözettiğin için de şükürler olsun.
Sen yalnız bırakmazsın. Yollar dar, dolambaçlı, çukurlu ve yılankavi. Ama yoldaşım sensin.
Zihnim bulanık, kalbim karışık, gözlerim nemli. Ama dağınıkları toplayan sensin.
Bir öyle bir böyleyim. Senden uzak düşüren her öyleliğim, böyleliğim susuzluktur bana. Ummanım sensin. Bir damlayım. Beni senden uzaklığın ateşinde kurutma."
Kalemi öpüp masama bırakıyorum. Omuzlarımdaki ağırlık uçup gidiyor. Onun uğruna kullandığım her kelime göğe ağdıkça bir yıldıza dönüşüyor. Nefesim umutla doluyor.
Haykırmak istiyorum dağa, taşa, yıldızlara, bulutlara, şimşeğe, yağmura:
Ey dünya,
Ey dağlar,
Ey taşlar,
Ey yalnızlık,
Ey ayrılık,
Ey gölge;
Benim bir Rabbim var.
Benim Rabbim Bir.
Hangi fırtına kırabilir dallarımı!
Allah var,
Allah var,
Allah’ım var.
Bahar Gökbarman
20.07.2025
21 Temmuz 2025 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
En yeni
İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK
Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...
-
Bir gün Efendimiz’in adımladığı sokaklarda yürüyeceğim. Kâbe’yi izleyip hasretle karışık kavuşmaların gözyaşını dökeceğim. Beni ...
-
Bir hikâye yazıyordum. Bir adam, bir kadını yanında alıkoyuyordu. Kadın, ondan kurtulmanın bir yolunu buldu. Yalınayak koşarak u...
-
Konuşmanın takatsiz ve tesirsiz kaldığı anlarda, insan delirmesin diye yetişen nimettir gözyaşı. Tüm duygularım buhara dönüşene ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder