18 Ocak 2025 Cumartesi

Ev İnsan ve Zaman (deneme )

  



EV İNSAN VE ZAMAN 

     Huzuru, güveni, aidiyeti, paylaşmayı, hüznü ve her türlü insani duyguyu çatısının altında tutan bir yaşam merkezidir ev. Dünya’nın en küçülmüş halidir. Zamanın yayları arasına kurulur. Tıpkı bir insan gibi doğar, yaşar ve ölür.  

   Ev, insanın yuvasıdır. Kalbin imtihanlarını siper ettiği yerdir. Duvarları delip göğe yükselen duaların memleketidir. Çaresiz kalan bir babanın, başındaki şapkayı asıp, hep aynı köşede düşüncelere daldığı yerdir. Yatağında günışığını bekleyen bir hastanın uzun geceleridir. İlk kez aşk acısıyla kıvranan bir kızın sessiz özlemleridir. 

   Ev, içinde bulunduğumuz gezegene açılan kapıdır. O kapı ister tahtadan olsun ister modern ve korunaklı çelik bir kapıdan… Bilirim ki, her evin kapısı, o evde yaşayan insanların kendi zamanlarında atan kalbidir.  

   Geçen gün toprak bir evin önünden geçtim. Evin bahçe kapısı tahtadandı. Bir kenara çekilip uzun süre evi seyrettim. Kapının aralarından yabani otlar boy vermişti. Bazı otlar uzun ince bir şekilde uzamış, kapının boyunu geçmişti. Kapıda paslanmış bir kilit vardı. Bu ev; silik boyası, küçük camları ve otlara teslim olmuş tahta kapısı ile duymak isteyenlere şunları söylüyordu: ‘Kapıma kilit vurulalı uzun zaman oldu. Önce İnsan adımlarına yabancılaştım, sonra dikenli otlar büyüdü gövdemde. Gençtim, çatım güçlüydü. Zamanım, insan değirmeni ile dönerdi. Ölümlere, doğumlara, düğünlere şahit oldum. Mevsimleri ördüm ömrüme. Sonra insanlar kapımı kilitleyip gittiler. Zamanın eteklerinden öptüm, kenara çekildim. Bu da benim ölümüm. 

   Tüm bunları düşünürken Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şu sözü geldi hatırıma: 

‘‘Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!’’ 

  Bu sözü, zihnimi meşgul eden üç kelimeye uyarlamaya çalıştım: Evin kendisi mekân, yaşanmışlıklar ve yaşanacaklar zaman, ayarı ise insandı. Demek bir evin, zamanın tik takları arasında yürüyebilmesi ancak insanla mümkündü. Öyle olmasaydı, kapısına kilit vurulmuş bir evi, zamanın dışında sayar mıydık? Ölümü yakıştırır mıydık varlığına? 

   Evi arkamda bırakıp yürümeye devam ettim. Kendime ait zaman ile  yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. Zaman ne büyük bir kavram, ne geniş bir örtü diye geçirdim aklımdan. Sizce de öyle değil mi? 

   Bir evin, kuşun, karıncanın, ağacın, insanın, güneşin, ayın ve dünya gemisinde bulunan her varlığın üzerinde zamanın siyah-mavi örtüsü vardır. Siyah ve mavi yani gece ve gündüz… 

   Siyah-mavi zaman örtüsünün gölgesinde günleri haftalara, haftaları aylara, ayları yıllara katlayıp yaşarız. Yaşarız ve ömür vadesini doldurup zamandan emekli oluruz. 

   Bacası tütmeyen, ışığı yanıp sönmeyen, akşam olunca perdesi çekilmeyen, penceresine kuşların konmadığı, duvarlarından insan seslerinin silindiği tahta kapılı o ev de zamandan emekli olmuştu. 

Bahar GÖK BARMAN 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...