sararmış İstanbul
Üsküdar’a prangasız gülüşlerle bakmadım hiç
değmedi gözlerim seyrine omuzlarında
yakamoz sererken ışığını denize…
yürümedik tarihi akislerin çarptığı sokaklardan Galata’ya
günü batırmadık hiç Çamlıca’da
bir seher vaktinin eteklerinde misafir olamadık Eyüp Sultan’a
ziyaretler birikti derunumda günbegün
palazlandı geceler boyuna
çekildi güneşin ardına
var olan yokluğun buğulandı iç tepelerimde
kırık bir gergefe nakışladım seneleri,
gri ve dua mavisi
geven bohçaladı yürüdüğüm patikaları
üstüne çıdam mefhumunu serip yürüdüm
İstanbul’u sorma bana anlatamam
benim İstanbul’um rahlemdeki Mushaf
yalnızlığı adımladığım sahil
bana koşan bir çocuk sesi
omuzladığım iç endişesi
zamanından artakalan varlığının bilmecesi
bana İstanbul’u sorma anlatamam
benim İstanbul’um dizelerden kaçan bir peri
toprak, çocukluğa veda ve inilti
tutsaklığından sıyrıldığım sevda
Allah, duvar, gece eyvah ve dua
benim İstanbul’umu yaksak,
gece gündüz doğurur sokaklara
senin İstanbul’unu yaksak,
külden kuyu zuhur eder ince ağrıma
yaşamadım sayarım
kırık gergeften düşen sararmış İstanbul’u
Bahar GÖK BARMAN
2019
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder