17 Temmuz 2024 Çarşamba

Diriliş Neslinin Amentüsü üzerine (yazı)


 

   Diriliş Neslinin Amentüsü ak ruhların sözlüğünü inşa eden, yürümemiz gereken yolda nisyanımızı süpürüp, gayemizi, nefes alma sebebimizi, kitabımızı ve şükrümüzü bize yeniden hatırlatan devası bol bir eserdir. 

   Diriliş Neslinin Amentüsü ‘nü elime alıp okuduğum ilk gün çok derin hisler içine girmiştim. Benim ruh dünyamda bu eseri okumak, uzun bir yolda, esen soğuk rüzgârı ve yüzüme çarpan yağmur tanelerini hissetmek gibiydi.  Unuttuğum bir mektubun satırlarını yeniden hatırlamak ve farkına varmak gibiydi.  

  Söze, kelimelerin bağrını açarak sizleri anlam bahçelerine davet ederek devam etmek istiyorum.  

Ne demektir Amentü? 

‘‘Amentü, Arapça ‘da ‘inandım’ anlamına gelen ve İslamiyet’in temel inançları olan ‘Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmayı dile getiren sözdür.’’(TDK, Türkçe sözlük) 

Ne demektir Diriliş Neslinin Amentüsü? 

  Diriliş Neslinin Amentüsü, Diriliş neslinin iman etmek için inanması gereken esaslardır.  Bu amentü diriliş erinin kılavuzudur, çerağıdır, ferdasıdır.  

Kimdir Diriliş Eri? 

 Diriliş eri, iman esaslarını kendinde toplayan, bakışından, duruşundan, yaptığı her işten ve kaleminden ışık fışkıran kişidir.  

 Bir diriliş erinin kalbi konuşacak olsa bize ne derdi? O kalbin cevabını Sezai Karakoç kaleminden duyalım: 

‘‘ Allah’a inanıyorum. Ben bir diriliş işçisiyim. Allah kentinin işçisiyim. Allah’ın övdüğü, beğendiği İslam toplumunu ören, toplumunun örülen duvarlarında en küçük bir kum tanesi olmaktan öte öğüncüm olamaz.’’(syf,8) 

‘‘Allah’a inanan insanın özgür olduğuna inanıyorum… Yani insanı ancak Allah özgür kılar. İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür’’(syf,8) 

‘‘Diriliş eri bir alpinisttir. İnkâr, red ve kara alışkanlık pürüzlerini kıra kıra bu dik yamaçtan dağın tepesine, temiz havaya ve güneşe yükselecektir kişi. Bütün o çekilen sıkıntılar, korkular, bu sevinç ve bu güvenlik içindir’’(syf,10) 

  Sezai Karakoç, eserde diriliş şiirine de değinir. Bir diriliş şairinin şiirinin hangi kıvamda ve durulukta olması gerektiğini ruhumuza şu cümleler ile hatırlatır: 

‘‘Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.’’(syf,10) 

  Dirilmeye ve uyanmaya ihtiyaç duyan, eşyaların çevresinde dönmekten yorulan, hakikate olan açlığından zayıflayan, unuta unuta vesvesenin kuytusuna sıkışan kalplerimiz, ruhlarımız ve manevi hislerimiz tazelenmeye, diriliş dallarının her birine tek tek tutunmaya muhtaçtır.  

  İçimizde başlayan bir savaş var.  Fakat içimizde kalmıyor, büyüyor. Bir halka gibi dünyayı sarıp sarmalıyor. Yazar, içimizdeki ve dışımızdaki bu savaşa akların ve karaların savaşı diyor.   

 ‘‘Bu nasıl bir savaştır? Topla, tüfekle, bombayla, molotof kokteyli veya füze, nükleer silah veya gazla yapılan bir savaş olmaktan önce ve öte, bir ruh savaşıdır. Ruhlar arasında olan bir savaştır. Bu savaşlarda bedenlerden, maddi vücutlardan önce ruhlar, manevi vücutlar, yani varoluşlar düşer, tutsak olur, yenilgiye uğrar. Ya da tersine düşürür, tutsak eder, yenilgiye uğratır. Bu bir zihniyet savaşıdır. Karayla akın savaşıdır.’’ (syf,7) 

   Gayelerin, görüşlerin, kalemlerin, mürekkeplerin, şiirlerin, göklerin, çiçeklerin ve dikenlerin savaşı, bizim savaşımız, gök ve yer arasındaki ruhların, renklerin savaşı…  

‘‘ Ruh, sürekli olarak, Allah’ı bilme, Allah huzurunda olma savaşı içinde olacaktır. Buna engel olmaya çalışan benlik içi veya ben ötesi bütün yâd varlıklarla savaşacaktır sürekli olarak ruh. Diriliş, ruhun açtığı bu sürekli savaşı sürdürme ve bu savaştan sürekli olarak başarılı çıkma işidir’’(syf,8) 

  Diyebiliriz ki: Diriliş hali; uyanık kalma, biteviye süren bu ruh savaşında daima tazelenen bir savaşçı olmaktır.  

Bahar GÖK BARMAN 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...