17 Temmuz 2024 Çarşamba

BİR AYŞEGÜL GENÇ ROMANI: İÇ BİR ŞEY (YAZI)

  Ayşegül Genç 1978 yılında Konya’da doğmuştur. Selçuk Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümünden mezundur. Çeşitli dergilerde deneme ve öyküleri yayımlanmıştır. Kuğu Boynu adlı romanı ise yılın romanı ödülüne layık görülmüştür.    

‘‘İç bir şey’’ yazarın en sevilen romanlarından biri. Yaklaşık yüz elli yedi sayfa olan roman İz yayıncılık tarafından yayınlanmıştır.  

  Kitabı okurken kendimi bir savaşın ortasında tuhaf ve çaresiz buldum. Tuhaf diyorum. Çünkü çaresizliğimin merkezinde gözlerim yoktu. Bazen bombaların arasında kör bir şair oldum, bazen gürültünün ortasında şaire ve şiire meftun bir genç kız, bazen de bir aksak adam..  

  Romandaki karakterlerimiz: Keçisakal, Seyla, Aksak ve İçbirşey topluluğu. Keçisakal, tüm duyguları zıddıyla renksiz, şekilli ve sesli biçimde içinde barındıran kör bir şairdir. Seyla savaşın orta yerinde hiç kesintiye uğramayan bir umut suyu gibidir. Sudan korkan, yıkanmayan, kokan Aksak var bir de. Savaşın yuttuğu sokakların aksağı… 

  Roman Keçisakal’ın konuşmasıyla ile başlıyor. O’nun kör penceresinden izliyoruz Seyla’yı, savaşı ve anıları. 

 Seyla’nın babası bir şairdir. Keçisakal ise O’nun dostudur. Evini terk ettikten sonra bir süre dostunun evinde kalmaya başlamıştır. Seyla, babası ve Keçisakal bir gece vakti ülkeyi tam terk edecekken bir bomba patlar. Seyla’nın babası ölür. 

‘‘işte bir sandık dolusu kitap, Seyla ve ben o günden beri bir aradayız. Çok bombalar geçti üzerimizden çok yağmurlar geçti. Seyla gözleri görmeyen bu adamı bırakmadı. Gözleri görmeyen bu adam kitapları bırakmadı. ’ 

Seyla bombaların patladığı, silahların hiç durmadığı o virana semtte kaybolur. Ve Keçisakal bitmeyen bir ümitle hep Seyla’nın gelmesini bekler. Roman bu şekilde tüm akışıyla devam eder.  

Gelelim İçbirşey topluluğuna. Bu topluluk ‘içinde bir şey olan yazarlar topluluğu’ dur. Yazar bu topluluğa kısaca içbirşey adını vermiştir.  

Biz İÇBİRŞEY olarak iki noktanın arasındayız. Biri devlete, diğeri topluma dokunup geri dönen ortada buluşmaya çalışan iki topun arasındayız. Ne O’yuz, ne diğeri. Ne ona aitiz ne diğerine. İkisi olmadan olmamız da mümkün değil.’ 

  İçbirşey topluluğu; yazarı, olayları ve karakterleri eleştiren bir topluluktur. Kitap tüm hızıyla akarken bu topluluk girer araya. Savaşın soğuk çaresizliğinden azıcık sıyrılıp nefes alır gibi olursunuz. Yazar bunu yaparken geçişleri ustaca yapıyor.  Olay akışı bozulmuyor. 

İçbirşey topluluğunun, yazarı hedef aldığı bir eleştiriyi örnek verelim: 

‘Bunca saçmalığın içinde bir kızı yaşatarak dahil etmeye çalışan, onu bekleyen kör bir adam kurgulayarak bu dahli içinden çıkılmaz hale getiren bir yazara saygı duymuyoruz. Hayatında hiç savaş görmemiş, yakınına hiç bomba düşmemiş, kulak çöpü ve kürdanla bilgisayar temizleyen acemi savaş romanı yazarlarına tahammül edemiyoruz artık.’ 

 

İçbirşey romanını okurken şunları fark ettim. Yazar olayları bir kişinin üzerinden kurgulamıyor. Kurgu parçalı bir şekilde ilerliyor. Yazar bunu ustalıkla, akışı bozmadan yapıyor.  Mesela ilk birkaç sayfada olaylar Keçisakal’ın dünyasından ve ağzından anlatılır.  Sonraki bölümde araya İçbirşey topluluğu girer. Ardından Aksağın sokaklarına ve dünyasına göz atarsınız.  

İçbirşey’i okurken kendinizi savaşın ve olayların akışında sürüklenirken bulacaksınız. Bu roman diğer yandan size güçlü bir şekilde empati kurduracaktır. Zaten bir romanı kıymetli kılan şeylerden biri de empati yaptırabilmesi değil midir?  Kitabı okurken zaman zaman Keçisakal, çoğunlukla Seyla, kırgın ve umursamaz yanlarımla Aksak oldum.  

 Kör bir insan nasıl hisseder? Dünya kör bir insanın kapalı gözlerinin ardında ne renktir? Kör bir insan aşık olabilir mi? Kör bir insanın dünyası nasıldır? Yazarın tüm bunları bazen diyaloglar içinde  bazen alt metin olarak okura çok iyi aktardığını düşünüyorum.  

‘‘Görmeyen bir insan, sesten bir sureti zihnine kaydeder. O sureti o sesi her duyduğunda tekrarlarsın. Kendin için. Kendi içinde tekrarladığın insanlar olduğu sürece kendi yolunu çize çize ilerlersin. İçinden suretlerden bir dünya oluşur. Ellerinle dokunarak ilerleyebileceğin ve hislerine güvenerek içinde kalabileceğin bir dünya. ’ 

  Şiir gibi anlatımıyla okuru duygu odalarında gezdiren yazarımızın İç bir şey adlı romanını okumanız dileğiyle. 

Bahar Gök Barman 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

En yeni

İÇERDEKİ KİTABI OKUMAK

Penceremin hizasında, boynunu sokağa doğru eğip etrafı aydınlatan sokak lambası tanır beni. Onu izlerken hüzün denizine nice göz...