Zümrüdüanka’ya düştü,
gövdesine sekine gömdüğüm sözcükler
gulyabaniler dalgalanıyor güzlek kıyımda.
her gece üstümü örten karanlık kaygım,
ışıklarını açık unuttu akıl eyvanımda.
Uyuyamıyorum.
Haminne,
Senden öğrendim;
Kaybedince önce saçlarımı taramayı
İçimdeki ölü kırlangıçları toprağımla kapamayı
Ellerim üşüdüğünde uyumayı
Düşlerime düşen güneş ışığıyla ısınmayı
Açıkça söylüyorum Haminne!
Ezansız ülkelerin güneşini hakikat yuttu.
Bilalsiz şehirlerin sokakları izbe ve kuytu
Ezanla yıkanmayan kentler gül kokmayacak
Oralarda yıllar mestane misali akacak
Bosna öyle midir Haminne!
Bosna’m;
Sökük zamanlarımı sükûtuyla diken sevda
Fecirlerinden gençliğime ferih sarkıtan sıla
Sol gözünden vurulunca sol yanı nur olan gazal
Annemin gönlünü sardığı ipekten şal
Derunumda çocukluğumu yıkayan ilk gassal
Öksedim Haminne,
Şehrin soğuk rüzgârlarla hissedilen künhünü,
Pürmelal hallerine sıcak bir örtü olan dost elini,
Yalazların, düşen gazellerime sardığı ikindileri,
Begova’ya bıraktığım âminleri ve secdeleri…
Vatanının bayrağından ve ellerinden öperim Haminne
Bahar gök barman
2020 ocak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder